Türkiye genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm projeleri, iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmada endişelere yol açıyor. Uzmanlar, bu projelerin doğal alanları yok etme riski taşıdığını ve ekolojik dengeyi olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Kentsel dönüşümün öncelikli hedefi, depreme dayanıklı yapılar inşa ederek insan güvenliğini artırmak. Ancak, betonlaşmanın hızlanması ve yeşil alanların azalması, çevresel etkiler açısından ciddi sonuçlar doğuruyor. Ekolojik dengeyi koruma çabalarının yetersiz kaldığı birçok projede, ağaçların kesilmesi, su kaynaklarının tükenmesi ve karbon emisyonlarının artışı gibi sorunlar öne çıkıyor.
Çevre mühendisleri ve şehir plancıları, kentsel dönüşüm projelerinin iklim dostu yaklaşımlarla yeniden tasarlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Yenilenebilir enerji sistemlerinin projelere entegre edilmesi, yeşil çatılar ve su tasarruf sistemlerinin kullanılması gibi uygulamaların, hem kentlerin hem de doğanın korunmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
İklim krizinin etkilerinin giderek hissedilir hale geldiği bir dönemde, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedefi doğrultusunda kentsel dönüşüm projelerine daha fazla sorumluluk yükleniyor. Ancak, uzmanlar mevcut uygulamaların bu hedeflere ulaşmakta yetersiz kaldığını belirtiyor.
Sivil toplum kuruluşları ve çevre örgütleri, projelerin sadece ekonomik değil, çevresel etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm sürecinde ekolojik duyarlılığı artıracak adımlar atması gerektiği belirtiliyor.
Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinin insan güvenliği ile çevresel sürdürülebilirlik arasında bir denge kurması kritik öneme sahip. Aksi takdirde, dönüşüm projelerinin uzun vadede iklim krizini daha da derinleştirme riski taşıdığı konusunda uyarılar yapılıyor.