Son yıllarda yaşanan iklim değişikliği, Türkiye’nin doğal kaynakları üzerinde önemli etkiler yaratmaya devam ediyor. Bursa’nın gözde turistik alanlarından biri olan İznik Gölü, bu durumu en yakından hisseden yerlerden biri. Kuraklık, geçmiş yıllarda olduğu gibi yerel tarımı ve balıkçılığı tehdit ederken, göldeki su seviyesinde de ciddi bir düşüş gözlemleniyor. Her ne kadar son günlerde yağmurlar yağmış olsa da, bu durum İznik Gölü'nün su seviyesindeki düşüşü durduramamış gibi görünüyor. Peki, bu çekilmenin sebepleri neler? Uzmanlar bu konuda neler diyor?
İznik Gölü, hem doğal güzellikleri hem de tarihi zenginlikleri ile tanınan bir yer olmasının yanı sıra, çiftçilik ve balıkçılık faaliyetleriyle de önemli bir ekonomik kaynak sağlamaktadır. Ancak son yıllarda yaşanan kuraklık, gölün hem derinliğini hem de yüzey alanını tehdit eder hale geldi. İstatistiklere göre, İznik Gölü'nün su seviyesi, son 20 yıl içerisinde kayda değer bir şekilde azalmış durumda. Özellikle 2020 yılından bu yana yaşanan kuraklık, birçok bölgede olduğu gibi İznik'te de tarımsal üretimi ve yerel yaşamı olumsuz şekilde etkiledi. Göl, bölgedeki su ihtiyacını karşılamak yanı sıra, zengin biyolojik çeşitliliği ile de dikkat çekmektedir. Ancak su seviyesindeki azalma, bu ekosistemi tehdit ediyor. Kuraklık dönemlerinde, göldeki birçok canlı türü yaşam alanını kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyor.
Uzmanlar, İznik Gölü'nün su seviyesindeki düşüşün birçok sebepten kaynaklandığını belirtiyor. Öncelikli olarak iklim değişikliğinin etkisini gözlemlemek mümkün. Araştırmalar, Türkiye'nin genelinde yaşanan kuraklığın, bölgesel ve küresel iklim değişikliği ile doğrudan ilgili olduğunu ortaya koyuyor. İznik Gölü’ndeki su seviyesini korumak için yağışların yeterli olmaması, bir başka kritik sebep. 2023 yılı yağışlar bakımından zengin bir yıl olarak geçse de, yağışların eşit dağılmaması ve kurak mevsimlerin uzun sürmesi, göldeki su seviyesinin yükselmesi için yeterli olmuyor. Uzmanlar, göl çevresindeki tarımsal faaliyetlerin aşırı su tüketiminin de önemli bir faktör olduğunu vurguluyor. Gölün etrafındaki tarımsal sulama sistemlerinin verimli kullanılmaması, yeraltı su kaynaklarının gereksiz yere tüketilmesine yol açıyor.
İznik Gölü’ndeki bu olumsuz gelişmeler, yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda bölgedeki yerel halkın ekonomi ve yaşam tarzını da etkiliyor. Özellikle balıkçılık faaliyetleri, göldeki su seviyesinin azalmasıyla birlikte tehlike altına girmiş durumda. Aynı zamanda, göl turizmi de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Bölge halkı, ekoturizm faaliyetlerine ve doğa yürüyüşlerine olan ilginin azalmasından endişe duymakta. Ayrıca, su seviyesinin düşmesi, gölde yaşayan balık türlerinin yaşam alanlarını daraltırken, bu durum balıkçılığı da zorlaştırıyor. İznik Gölü'nün, yerel halk için sadece bir su kaynağı olmasının ötesinde, sosyal ve ekonomik bir geçim kaynağı olduğunu unutmamak gerek.
Sonuç olarak, İznik Gölü'nde yaşanan kuraklık durumu, hem bölgeye has hem de global iklim problemleri ile bağlantılı. Yerel yönetimlerin, çevre ve su kaynakları yönetimi konusunda daha fazla önlem alması gerektiği açık. Bu süreçte, sadece devletin değil, aynı zamanda yerel halkın da su tasarrufu yapması ve doğayla uyumlu yaşamaya özen göstermesi önemli. İznik Gölü, hem doğal güzellikleri hem de sosyal ve ekonomik işlevleri ile korunmaya muhtaç bir değer. Bu nedenle, su seviyesinin yükseltilmesi için çözüm yolları üzerinde çalışılması ve halkın bilinçlendirilmesi kritik önem taşıyor.